Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Panik atak, kişide aniden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan yoğun korku ve kaygıyla karakterize kısa süreli korku nöbetleridir. Bu nöbetler sırasında bireyler, ölüm, kontrolü kaybetme veya kalp krizi geçirme gibi düşüncelerle mücadele ederler.

Panik atak yalnızca panik bozukluğuna özgü bir durum değildir; diğer anksiyete bozuklukları ya da psikolojik rahatsızlıklarla da bağlantılı olarak görülebilir. Panik ataklar bazen açık bir tetikleyici olmaksızın “kendiliğinden” gelişebilir veya stresli bir olay ya da endişe durumu gibi tetikleyicilerle ortaya çıkabilir. Panik bozukluğu teşhisi için bireyin tekrar eden ve beklenmedik panik ataklar yaşaması ve bu durumun en az bir ay boyunca yeni bir panik atak geçirme korkusu veya bu korkuyla bağlantılı davranışsal değişikliklere yol açması gereklidir.

Panik Atak
Panik Atak

Panik Atak Krizinde Neler Yaşanır?

Panik atak sırasında birey, aniden gelişen yoğun bir korku ya da rahatsızlık dalgası yaşar. Atak genellikle birkaç dakika içinde en yüksek seviyeye ulaşır ve şu belirtiler ortaya çıkabilir:

  1. Bedensel Belirtiler:

    • Çarpıntı, kalbin hızlı ya da güçlü atması.
    • Terleme, titreme ya da sarsılma.
    • Nefes darlığı, boğuluyormuş gibi hissetme ya da soluğun kesilmesi.
    • Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma hissi.
    • Bulantı ya da karın ağrısı.
    • Baş dönmesi, sersemlik hissi, bayılacak ya da düşecekmiş gibi olma.
    • Vücutta uyuşma ya da karıncalanma hissi.
    • Üşüme, ürperme ya da ateş basması.
    • Ağız kuruluğu.
  1. Duygusal ve Bilişsel Belirtiler:

    • Ölüm korkusu, kalp krizi geçiriyormuş hissi ya da boğulma düşüncesi.
    • Kontrolü kaybetme, delirme ya da çıldırma korkusu.
    • Çevredeki şeylerin gerçek dışı olduğu hissi (derealizasyon) ya da kendini yabancılaşmış hissetme (depersonalizasyon).
    • Başkaları tarafından yargılanma ya da eleştirilme korkusu.
  1. Davranışsal Sonuçlar:

    • Atak sonrası bireyin, panik atağı tetiklediğini düşündüğü durumlardan kaçınma davranışları geliştirmesi.
    • Sosyal ya da belirli ortamlardan uzak durma, bu durumların tekrar yaşanacağı korkusuyla yaşam kalitesinde azalma.

Eğer yukarıda belirtilenlerden en az 4 tanesi10 dakika gibi kısa bir sürede yoğun şekilde birlikte görülürse, bu durum panik atak olarak adlandırılır.

Panik ataklar beklenmedik bir şekilde (tetikleyici olmadan) ya da belirli bir durumla bağlantılı olarak (tetiklenmiş) ortaya çıkabilir. Her iki durumda da bireyin yaşamını ciddi şekilde etkileyebilir.

Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Panik atağın en yaygın belirtileri arasında şunlar bulunur: çarpıntı, terleme, titreme, nefessiz kalma hissi, boğulma duygusu, göğüs ağrısı veya sıkışma, mide bulantısı, baş dönmesi, bayılacak gibi hissetme, üşüme ya da ateş basması, uyuşma veya karıncalanma hissi. Aynı zamanda birey, gerçeklikten kopma (derealizasyon) veya kendinden ayrılmış hissetme (depersonalizasyon) gibi belirtiler de yaşayabilir.

Bunların yanı sıra, panik atak geçiren birey ölüm korkusu, kontrolü kaybetme korkusu veya delirme endişesi gibi bilişsel belirtiler de yaşar. DSM-5’e göre panik atağın tanımlayıcı kriterleri arasında, bir anda başlayan ve hızla zirveye ulaşan bu belirtilerin en az dört tanesinin varlığı yer alır. Bu belirtiler hem fiziksel hem de bilişsel semptomları kapsar ve birey için oldukça korkutucu bir deneyim olabilir.

Panik Atak Türleri Nelerdir?

  1. Belirli bir duruma veya ortama bağlı olarak ortaya çıkan panik ataklar:
    Bu tür ataklar genellikle spesifik bir uyaranla tetiklenir ve birçok farklı ruhsal bozuklukta görülebilir. Örneğin, kedi korkusu olan bir kişi kedi gördüğünde panik atak yaşayabilir ya da sosyal kaygı problemi olan bir kişi topluluk önünde konuşma yaparken panik atak geçirebilir. Ancak bu gibi durumlarda panik bozukluk teşhisi konulmaz; kişinin asıl temel sorunu neyse o teşhis edilir.

  2. Kendiliğinden gelişen, panik bozukluğa özgü ataklar:
    Panik bozuklukta, herhangi bir açık tetikleyici olmaksızın aniden başlayan ve beklenmedik şekilde gelişen panik ataklar sıklıkla görülür. Bu ataklar genellikle çarpıntı, titreme, nefes darlığı, baş dönmesi gibi bazı bedensel belirtilerle başlar ve ardından gerçek dışılık hissi, ölüm korkusu, kontrol kaybı veya delirme düşünceleri gibi korkutucu düşüncelerle devam eder. Kişi, bu ani atakları genellikle ciddi ve tehlikeli bir durumun işareti olarak algılar.

  3. Belirli durumlarda ortaya çıkma eğilimli panik ataklar:
    Bu tür panik ataklar her zaman aynı tetikleyiciyle ortaya çıkmasa da, belirli durumlarda daha sık görülür. Örneğin, bir kişi araba kullanırken sık sık panik atak geçirebilir ama bu her araba kullanışında gerçekleşmez. Bu tür ataklar genellikle agorafobi ile ilişkilidir. Agorafobi, kişinin yardım alamayacağını veya ortamdan çıkamayacağını düşündüğü yerlerde panik atak yaşamaktan korkması ve bu yüzden bu tür yerlerden kaçınması durumudur. Örneğin, bir uçakta panik atak yaşayan bir kişi, “Bir daha burada panik atak geçirirsem” korkusuyla uçmaya tamamen son verebilir. Agorafobi, çoğunlukla panik atakların bir sonucu olarak gelişir.

Bu sınıflandırma, panik atakların farklı görünümlerini ve bunların tetiklenme mekanizmalarını anlamada önemli bir rehber sunar.

Gece Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Noktürnal panik ataklar, genellikle kişinin uyku sırasında, özellikle uykuya daldıktan 1 ila 3 saat sonra ortaya çıkan yoğun panik nöbetleridir. Bu ataklar sırasında kişi aniden uyanır ve çarpıntı, nefes darlığı, terleme, baş dönmesi ya da ölüm korkusu gibi belirtiler yaşayabilir. Gece yaşanan bu atakların ardından, tekrar aynı durumu yaşama korkusu, kişinin yeniden uykuya dalmasını zorlaştırabilir. Bu durum, uykuya geçişin sürekli ertelenmesine ve uzun vadede uyku yoksunluğuna neden olabilir.

Uyku yoksunluğu ise kişinin stres seviyesini artırarak panik atakları daha da tetikleyebilir. Bu kısır döngü, kişinin hem fiziksel hem de psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebilir.

Panik Atak ve Panik Bozukluk: Nedenleri ve Risk Faktörleri

  • Biyolojik ve Genetik Faktörler
    Panik atakların ve panik bozukluğun ortaya çıkmasında genetik yatkınlık ve mizaç gibi biyolojik faktörler önemli bir rol oynar. Örneğin, negatif duygulanım (nörotisizm) ve anksiyete duyarlılığı gibi özellikler bu duruma yatkınlığı artırabilir. Ayrıca, panik bozukluk, amigdala ve diğer beyin yapılarının hiperaktivitesi ile ilişkilidir. Genetik olarak birden fazla genin bu bozukluğa karşı savunmasızlık oluşturduğu düşünülse de, spesifik genler henüz tanımlanamamıştır​.

  • Erken Yaşam Deneyimleri
    Çocukluk döneminde yaşanan olumsuz deneyimler panik bozukluk riskini artırabilir. Fiziksel istismar, cinsel taciz, aşırı korumacı ebeveyn tutumları ve kontrol algısının azalması gibi faktörler bireyin stresle başa çıkma kapasitesini zayıflatabilir ve panik bozukluk gelişimine zemin hazırlayabilir. Ayrıca, çocuklukta “korku nöbetleri” gibi sınırlı semptomlu ataklar, ilerleyen yaşlarda panik bozukluk geliştirme riskini artırabilir.

  • Çevresel Faktörler
    Hayatın farklı dönemlerinde karşılaşılan travmatik olaylar da panik bozukluğu tetikleyebilir. Örneğin, bir hastalık veya yakın birinin ölümü gibi önemli stresörler, ilk panik atağın ortaya çıkmasında sıkça görülen etkenlerdir. Bazı insanlar, sağlıkla ilgili aşırı kaygı verici mesajlar alarak veya başkalarının bu tür korkularını gözlemleyerek sağlık kaygıları geliştirebilir.

  • Panik Atakların Algılanışı ve Seçici Dikkat
    Panik bozukluğu olan kişilerde genellikle vücut duyumlarına karşı artmış farkındalık gözlemlenir. Örneğin, hızlı kalp atışlarını kalp krizi olarak yorumlamak, korkuyu artırarak panik atak döngüsünü başlatabilir. Bu tür durumlar, kişinin kendi bedensel duyumlarına karşı aşırı hassasiyet geliştirmesine ve bu duyumları felaketleştirme eğilimine yol açabilir​.

  • Kültürel ve Sosyal Faktörler
    Kültürel farklılıklar, panik atakların nasıl deneyimlendiğini ve yorumlandığını etkileyebilir. Örneğin, bazı kültürlerde rüzgar çarpması gibi olaylar panik atağa neden olabilecek bir tetikleyici olarak görülür. Sosyal roller ve beklentiler de özellikle kadınlarda panik bozukluğun gelişimine katkıda bulunabilir. Kadınlarda panik bozukluk oranının erkeklere kıyasla daha yüksek olması bu durumu destekleyen bir bulgudur​.

  • Stresörler ve İlk Atak
    Panik bozukluğu olanların %70’inden fazlası, ilk panik ataklarından hemen önce yoğun bir stres yaşadıklarını bildirir. İlişki bitişi, ciddi bir hastalık ya da iş kaybı gibi olaylar, panik atakların başlamasıyla ilişkilendirilmiştir. Bazı bireyler bu atakları “hiçbir sebep yokken” yaşadıklarını ifade etseler de, detaylı bir inceleme bu tür stresörlerin varlığını ortaya koyabilir.

Panik atakların ve panik bozukluğun ortaya çıkışında biyolojik, çevresel, psikolojik ve kültürel faktörler birlikte rol oynar. Erken müdahale, bireyin yaşam kalitesini artırabilir ve panik bozukluğun ilerlemesini önleyebilir. Bireyin kendi beden duyumlarını tanıması, stres yönetimi stratejileri geliştirmesi ve gerektiğinde profesyonel destek alması oldukça önemlidir.

Panik Atak Tanısı Nasıl Konulur?

Panik atak tanısı koyabilmek için kişinin belirli fiziksel ve duygusal belirtileri yaşaması gerekir. Panik atağın en belirgin özelliklerinden biri, belirtilerin aniden başlaması ve genellikle birkaç dakika içinde şiddetlenmesidir. Tanı için şu belirtilerden en az dört tanesi bir arada görülmelidir:

  • Kalbin hızlı atması ya da çarpıntı,
  • Terleme, titreme ya da sarsılma,
  • Nefes almakta zorlanma ya da boğuluyormuş gibi hissetme,
  • Göğüste sıkışma ya da ağrı,
  • Mide bulantısı ya da karın ağrısı,
  • Baş dönmesi, sersemlik hissi ya da bayılacakmış gibi olma,
  • Çevrenin gerçek dışıymış gibi hissettirmesi (derealizasyon) ya da kendini yabancı hissetme (depersonalizasyon),
  • Kontrolü kaybetme, delirme ya da çıldırma korkusu,
  • Ölüm korkusu,
  • Vücutta karıncalanma veya uyuşma,
  • Üşüme, titreme ya da sıcak basması.

Ayrıca, bu belirtilerin yaşandığı bir atak sonrası, aşağıdaki durumlardan en az birinin bir ay boyunca görülmesi gerekir:

  1. Tekrar panik atak yaşayacağına dair sürekli bir endişe veya korku.
  2. Panik atağın sonuçlarıyla ilgili aşırı kaygı (örneğin, kalp krizi geçirme korkusu ya da delirme endişesi).
  3. Panik atağı tetikleyebileceğini düşündüğü yerlerden ya da durumlardan kaçınma (örneğin, toplu taşıma kullanmaktan ya da kalabalık ortamlardan uzak durma).

Bu belirtiler başka bir fiziksel rahatsızlıktan veya ilaç/madde kullanımından kaynaklanmıyorsa panik bozukluk tanısı konabilir. Amaç, belirtilerin sadece bir kez yaşanmadığını, kişinin günlük yaşamını ve rutinlerini etkilediğini doğrulamaktır.

Panik Atak Tedavisi Nasıl Olur?

Panik atak tedavisi, bireyin ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş, hem psikoterapiyi hem de farmakolojik yaklaşımları içeren kapsamlı bir süreçtir. Tedavi yöntemleri genellikle aşağıdaki başlıklar altında toplanır:

Psikoterapi:

  1. Panik atak tedavisinde Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)en yaygın ve etkili yöntemlerden biridir. Bu terapi, bireyin panik belirtilerini ve bu belirtilerle ilgili düşünce kalıplarını anlamasına yardımcı olur. Tedavi süreci şu adımları içerir:
  • Psikoeğitim: Kişiye panik atakların nedenleri, belirtileri ve döngüsü hakkında bilgi verilir. Bu, kişinin durumunu anlamasını ve kontrol edilebilir olduğunu fark etmesini sağlar.

  • Bilişsel Yeniden Yapılandırma: Kişinin panik belirtilerini felaketleştiren düşüncelerini yeniden değerlendirmesi sağlanır. Örneğin, “Kalp krizi geçiriyorum” yerine, bunun bir kaygı tepkisi olduğunu anlaması hedeflenir.

  • Üstüne Gitme (Exposure): Kaygı yaratan durumlara ve fiziksel duyumlara kademeli olarak maruz bırakılarak, kişinin bu durumlardan korkmamayı öğrenmesi sağlanır. Bu süreç, kaçınma davranışlarını azaltmayı hedefler.

  • Nefes ve Gevşeme Teknikleri: Doğru nefes alma ve gevşeme teknikleri öğretilerek, fiziksel belirtilerin kontrol altına alınması amaçlanır.

İlaç Tedavisi:

Panik atak tedavisinde bazen ilaç kullanımı da gerekebilir. En sık kullanılan ilaçlar şunlardır:

  • Antidepresanlar (SSRIs ve SNRIs): Panik bozukluk belirtilerini azaltmada etkili olan birincil ilaç grubudur. Yan etkileri genellikle mide-bağırsak rahatsızlıklarıdır, ancak uygun bir alternatif bulunarak bu etkiler azaltılabilir.
  • Benzodiazepinler: Hızlı etkili olmalarına rağmen bağımlılık riski taşıdıkları için kısa süreli kullanım önerilir.

İlaç tedavisi genellikle BDT ile birlikte uygulandığında daha etkili olur ve ilaç kullanımına başlarken ve bırakırken doktor kontrolü önemlidir. Sadece ilaç tedavisi gören hastalar, ilacı bıraktıklarında panik ataklarının geri dönebileceğini görebilir. Ancak terapi gören hastalar, kalıcı bir beceri kazanarak kendi durumlarını yönetmeyi öğrenir ve panik bozukluğun nüksetme olasılığı azalır.

Öz İzleme ve Kendine Yardım Teknikleri:

Tedavi sürecinde bireyin kendi panik ataklarını anlaması ve tetikleyicileri tanıması önemlidir. Bunun için:

  • Panik günlükleri: Atakların sıklığı, süresi ve belirtiler kaydedilerek bireyin farkındalığı artırılır.
  • Kendi kendine yardım kaynakları: BDT tekniklerini destekleyen kitaplar veya çevrimiçi programlar kullanılabilir.
Hayat Tarzı Değişiklikleri:
  • Düzenli egzersiz yapmak,
  • Dengeli beslenmek,
  • Kafein ve alkol tüketimini sınırlamak,
  • Uyku düzenine dikkat etmek,
  • Stresi azaltacak aktiviteler yapmak (örneğin meditasyon) tedavi sürecini destekler.
Destek Grupları:

Benzer deneyimlere sahip kişilerle bir araya gelmek, sosyal destek sağladığı gibi kişinin yalnız olmadığını hissetmesine de yardımcı olur.

Sonuç:
Panik atak tedavisinde erken müdahale ve bireyin tedavi sürecine aktif katılımı, iyileşme sürecini hızlandırır. Tedavi, bireyin yaşam kalitesini artırmayı ve panik atakların olumsuz etkilerini en aza indirmeyi hedefler​

Sık Sorulan Sorular

Panik atak, ani ve yoğun bir korku ya da rahatsızlık dalgası olarak tanımlanır ve genellikle birkaç dakika içinde şiddetini artırır. Eğer hiçbir açık sebep yokken veya beklenmedik bir anda aşağıdaki belirtilerden en az dört tanesini yaşıyorsanız, bu bir panik atak olabilir:

  • Çarpıntı ya da kalp atışlarının hızlanması,
  • Nefes darlığı ya da boğulma hissi,
  • Göğüste sıkışma veya ağrı,
  • Titreme ya da sarsılma,
  • Baş dönmesi ya da bayılacakmış gibi hissetme,
  • Vücutta uyuşma ya da karıncalanma,
  • Üşüme ya da sıcak basması,
  • Mide bulantısı ya da karında rahatsızlık,
  • Gerçek dışılık hissi ya da kendine yabancılaşma,
  • Kontrolü kaybetme ya da delirme korkusu,
  • Ölüm korkusu.

Eğer bu belirtilerin yanı sıra panik atakların tekrarlayacağından endişe ediyor, bunun olası sonuçlarından korkuyor ve bu nedenle belirli yerlerden ya da aktivitelerden kaçınıyorsanız, panik bozukluk yaşayabilirsiniz​

Evet, panik atak ilaç ya da bazı terapi yöntemleriyle tedavi edilebilir. Davranışçı Terapi (BDT) terapi yöntemi, kişinin panik atak belirtilerine ve düşüncelerine yönelik korkularını yeniden yapılandırmasına yardımcı olur. Özellikle kaçınma davranışlarını azaltmayı ve kişinin korkularıyla yüzleşmesini hedefler.

BDT, bilimsel olarak en güçlü desteğe sahip tedavi yöntemlerinden biridir ve iyi uygulandığında danışanların %80’inde iyileşme sağlar. Psikoeğitim ve Nefes ve gevşeme teknikleride BDT terapi tekniğine ek kullanılır. İlaç tedavisi, panik atağa neden olan fiziksel belirtileri hafifletir ve geçici bir rahatlama sağlar. Ancak sadece ilaç kullanımı, kişinin panik bozukluğunu anlamasını veya bu durumla başa çıkma becerilerini geliştirmesini sağlamaz.

İlaçlar, dış dünyadaki tehdit olarak algılanan sesleri azaltan bir “kulak tıkacı” gibi düşünülebilir. Buna karşın terapi, bu seslerin aslında zararsız olduğunu fark etmeyi ve daha doğru bir şekilde yorumlamayı öğretir. Terapi sürecinde kişi korkularıyla yüzleşir, gerçek bir tehlike olmadığını görür ve bu farkındalıkla daha kalıcı bir çözüm elde eder.

Panik atak sırasında kişi, anlık olarak gerçeklik hissini kaybedebilir. Bu durumda, çevresindeki nesnelere veya insanlara odaklanmak, gerçekliğe geri dönmesine yardımcı olabilir. Örneğin, etrafta görülen nesneleri saymak, mümkünse onlara dokunmak veya koklamak bu süreçte etkili olabilir. Ayrıca, sakinleşmek için derin ve kontrollü nefes almayı içeren nefes egzersizleri yapmak, kişinin rahatlamasına katkı sağlayabilir.

Bu yöntemler, panik atağın yoğunluğunu azaltmada ve kişinin o anki durumla başa çıkmasında önemli bir destek sunar. Ayrıca panik atak sırasında kişi olduğu ortamı ya da yaptığı şeyleri bırakıp oralardan uzaklaşmaması gerekir ne yapıyorsa onu yapmaya devam etmeli. Örneğin; çalışıyorsa çalışmaya devam etmeli, dışarıda geziyorsa gezmeye devam etmeli. Çünkü panik ataklar kendiliğinden geçecektir.

Öncelikle kişi uzman bir psikolog veya psikoterapiste başvurmalıdır.

Panik atakları daha iyi yönetmek için kişi nefes egzersizleri pratikleri yapabilir ama en etkili yöntemleri öğrenmek için bir uzmandan yardım istemelidir.

Panik atak geçiren birine destek olurken sakin, anlayışlı ve yargılayıcı olmayan bir yaklaşım sergilemek çok önemlidir. Kişi o anda yoğun korku ve kaygı içinde olduğu için, ona “Şu an güvendesin, ben senin yanındayım” gibi yumuşak ve güven verici ifadelerle destek olunmalıdır. Ancak “Sakin ol” ya da “Panik yapma” gibi ifadelerden kaçınılmalıdır; bu tür sözler, kişinin anlaşılamadığını hissetmesine ve daha fazla olumsuz hissetmesine yol açabilir.

Ayrıca, panik atak geçiren kişiyi anlamak ve onun duygularına empati göstermek, onun yalnız olmadığını hissetmesi açısından faydalıdır. Örneğin, ona sadece orada bulunduğunuzu hissettirmek ve ihtiyaç duyduğunda bir uzman yardımı alması için teşvik etmek daha etkili bir yaklaşımdır. Eğer panik atak çok şiddetliyse ve kişi kendine zarar verme riski taşıyorsa, mutlaka tıbbi yardım çağırmak en güvenli seçenek olacaktır. Panik atak geçiren kişiye destek verirken anlayışlı ve sabırlı olmak, onun kendini daha güvende hissetmesine yardımcı olur.

Evet panik ataklar, panik bozukluk uzun süre tedavi edilmezse agorafobi, depresyon, sosyal anksiyete bozukluğu obsesif-kompulsif bozukluk uyku bozuklukları ve alkol veya madde kullanım bozukluklarına yol açabilir.

Panik ataklar genellikle, müdahale edilmeden kendi haline bırakıldığında, en fazla 20-30 dakika kadar sürer. Ancak, bu süre kişiye daha uzunmuş gibi görünebilir. Bazı durumlarda, atak hafiflerken tekrar olumsuz düşünceler veya bedensel hislerle yeniden başlayabilir. Bu durum, atakların süreklilik hissi yaratmasına neden olabilir.

Mesaj Gönder
WhatsApp Mesaj
Klinik Psikolog Sena Toprak’tan Online Terapi Randevusu almak için mesaj gönderebilirsiniz. 🙏🏻